Skip to main content

TCKimlik Veritabanı, Emniyet Genel Müdürlüğü Veritabanı… kısacası tüm önemli verilerimiz…

Hack!
Hack!

15 Şubat günü Twitter üzerinde ülkemizin tüm kimlik bilgilerinin veritabanın çalındığı ve internet üzerinden yayıldığına dair haberler, mesajlar görmeye başladık. Merak bu, neymiş diye eğitim amaçlı olarak göz atmak istedim. Bu yazıda 3-4 farklı konuda yorum yapmaya çalışacağım. Ama en çok üzüldüğüm verilerin çalınmasından öte çalınan verilerin ne kadar düşük seviye yazılımcıların elinden çıkan uygulamalar ile ayağa düşmüş olduğu. Mysql veritabanındaki verileri şifrelerken zahmet etmeye uğraşmamış ve çok düşük seviyeli düzenlemeler ile gizliliğe çalışmışlar. İleride değineceğim bu konuya.

Öncelikle web sitesi üzerinden bir link ile 2-3 Gbyte boyutlarında bir dosya indirmek zorundaydım. İndirdikten sonra açtığımızda 25 Gbyte civarında bir dosyaya dönüşüyor. Dosyayı açtığınızda Windows işletim sistemi üzerinde çalışması için tasarlanmış bir yazılım ile verilerin saklandığı dosyaları görüyorsunuz.

Hack!Her kafası biraz çalışan Türk insanı gibi bende programın içeriğinden emin olmadığım için uygulamayı kendi bilgisayarıma indirerek Trojan vs gibi bir sorun ile uğraşmamak için yurtdışında ücretsiz bir sanal sunucu sağlayıcısından windows tabanlı cloud hizmeti açtım ve dosyaları bu sanal bir sistem üzerine indirdim. Sanal sistemde herhangi bir güvenlik uygulaması çalıştırmadan gereken eksikleri tamamlayarak uygulamayı açtım. Herkesin bahsettiği gibi 2010 yılı ve öncesine ait tüm vatandaşlara ait bilgilere erişebilir durumda oluyorsunuz. Anladığım kadarı ile bu uygulama zaten piyasada 2010 yılından bugüne çeşitli istihbarat araçlarından biri olarak dağıtılmış durumda. Yani verilerimizi çalan arkadaşlar yetinmemiş birde bunu bolca kopyalar halinde satmışlar.

Şimdi gelelim bence acı olan durumlara…

(daha&helliip;)

Strato, GoDaddy, x,y,z ve daha niceleri…

Strato
Strato

Yaklaşık 2-3 hafta önce Alman hosting sağlayıcısı Strato’nun ülkemizde hizmet vermeye başlayacağı ve bu konuda lansman planı konusundan haberdar oldum. Merak edip biraz kurcalamıştım. Sonrasında daha önceden ülkemizde servis vereceğini paylaşan Godaddy ve ResellerClub firmalarının lasman öncesi ve sonrası durumlarını incelemek istemiş fakat bir türlü zaman bulamamıştım.

Bugün Strato’nun lansman notlarını incelerken aklıma takılan notları işten biraz anladığımı düşünerek yorumlamak istedim.

 

Edirne’den sonra bu iş çok kolay görünüyor.

Öncelikle Edirne sınırını geçtikten sonra Hosting, Verimerkezi, Cloud gibi işler nedendir? Havasından mı suyundan mı, seferilik durumunun hafifliğinden mi bilemiyorum pek bir kolay görünüyor gözlere. Her yurtdışı seyahatimde binbir değişik fikir ve ürün ile ofise geri döndüğüm günleri hatırlarım. Öncelikle teknik müdürüm ve yazılım ekibim hortlak görmüş gözlerle beni izlerdiler. Hele hele çağrı merkezi ve operasyon ekibinin bembeyaz yüzlerini hatırlıyorum ki… Öncelikle arkadaşların .com.tr alan adları ya yok, ya da ciddiye alınıp bir siteye bağlanmaya gerek bile duyulmamış.

Sorun: Avrupalı veya Amerikalı rakiplerimiz hep gelişmiş ülkenin gelişmiş müşteri portföyünün ekmeğini yemeye alıştıklarından hizmet ve kapsamı konusundaki ülkemize has değerlerin farkına varamıyorlar.

(daha&helliip;)

Ddos saldırısından öğrenmemiz gerekenler

Geçen hafta yaşanan Ddos saldırılarının hedefi sırasıyla ülkemizin sahip olduğu .tr alan adı kökünün yöneticisi ODTÜ ve ardından köklü bankalarımız oldu. Yıllardır .tr alan adı ticareti üzerinden 400 bin den farklı alan adı sağlamış ve kabaca yıllık 10 milyon TL üzerinde bir gelire sahip. Odtü’nün bu stratejik önemi Türk İnternet Dünyasının en riskli varlığı olduğunu gösterdi. .TR alan adı cevap vermezse tüm Türk siteleri ulaşılamaz oluyor.

Peki Bankalarımız? Geçen hafta yaşanan saldırıların 2. dalgasında ülkemizin büyük bankaları hedef oldular. Bir kaç gün devam eden saldırı süresinde erişilemez duruma geldiler. ATM cihazları, Pos sistemleri çalışmadı. Pek çok elektronik ticaret mecrasının sanal pos sistemleride bu sorundan etkilendi ve neredeyse tahsilat yapılamaz duruma gelindi. Ticaret hayatı büyük oranda aksadı.

Saldırılar ne zaman başladı? 

Aslında saldırılar yıllardır var, fakat 14 aralıkta ilk defa gerçek iş hayatını bu oranda etkiledi ve gündem haline geldi. Bu konu gündemi meşgul ederken sadece siber saldırıların gerçek ekonomiye olan etkisinden değil dijital ekonominin gerçek ekonomiye olan etkisinden de bahsetmemiz gerekiyor.

Bir web sitesinin çalışması, bir mobil uygulamanın çalışabilmesi için hizmet almak zorunda olduğunuz  Telekomünikasyon hizmetlerinin alt yapı bölümünde kesin olmayan cirosu yaklaşık 250 Milyon TL dir. Geleneksel ticaret ve sanayi boyutlarını düşünürsek oldukça ufak görünüyor. Rakamın ufaklığı sebebiyle hükümet programında hiç bir zaman stratejik olarak yer almayan ve riskli varlık olarak görünmeyen bu sektörün aslında ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görmüş oluyoruz.

(daha&helliip;)

Datacenter işinin Türkiye ile sınavı

Datacenter Tasarımı
Datacenter Tasarımı

2004 yılında Hosting işi için kurduğum, sonrasında gelişmeleri takip etmek zorunda kalarak Datacenter, Cloud, CDN gibi alanlara da giriş yaptığım şirketimi 2013 yılında dünyanın en büyük 2. Datacenter işletmecisine sattım. Bu süreç sonrasında 15 ay yönetici olarak görev yaptım ve sonrasında fikir ayrılıkları sebebi ile ‘kovuldum’. Sonrasında pek çok sektörde şimdilik 15 ten fazla şirkete yatırımcı olarak hayatıma devam etmeye karar verdim. Bu noktada para kazanmak ama nasıl? başlıklı yazımı okumanızı tavsiye ederim. Birazdan sizinle paylaşacaklarım Ülkemizin Datacenter sektörü ile imtihanı hakkındaki kişisel yorumlarımdır. Örnekler ile anlatmaya çalışacağım konular tamamen hayal ürünü olup kişi veya kurumlar ile alakası yoktur.

Kişisel olarak ülkemiz içerisinde bir verimerkezinde ortak olmuş fakat aktif rol üstlenmemekteyim. Yurtdışında ise Amerika ve İngiltere merkezli yabancı bir Cloud şirketine ortak durumdayım. Buna ek olarak Cloud, CDN, Hosting, Datacenter, Dedicated Server gibi servislerin yönetimini sağlayan bir yazılım şirketinde de yatırımcı durumundayım.

(daha&helliip;)

Cirrus vs Cessna? (Pilot Olmak 3 – Sivil Pilot Deneyimlerim)

Cirrus SR22
Cirrus SR22

Öncelikle konuya hakim olmayanlar için çok basit olarak her 2 marka hakkında bilgi vermek istiyorum. Bu bilgilerin tamamı kendi kişisel yorumum olup her 2 modelide severek izlediğimizi bilmenizi isterim. Ama muhtemelen ilk uçağım Cirrus olacak diye eklemezsem haksızlık etmiş olurum 🙂

Cessna, 1927 yılında kurulmuş bir Amerikan şirketi, 1967 yılı sonrasında çift motorlu uçak üretmeye başlıyorlar, sonrasında dünyanın en hızlı sivil uçağı olan Jet uçağını üretiyorlar. Şuanda özel pilotluk eğitimlerinde kullanılan en yaygın uçak üreticisi ve genelde 30-40 yaşındaki uçaklar ile eğitimler veriliyor.

Cessna 152
Cessna 152

Cirrus, Cessna’ya nazaran genç bir şirket tam geçmişini bulamadım fakat 1990 ve sonrasında kurulmuş olduğunu düşünüyorum. Bu tür uçaklarda işin Tesla’sı yada Apple’ı gibi takılıyorlar ve genelde tasarım, hız, performans gibi değerlerine emek harcayarak bu işi biraz moda gibi yönetiyorlar.

(daha&helliip;)

Test uçuşu 2 (Pilot Olmak 2 – Sivil Pilot Deneyimlerim)

Monarch Sky
Monarch Sky

İlk test uçuşumdan 1 ay sonra bir iş gezisi sırasında Amerika Birleşik Devletleri, Nevada’ya yolum düştü. Nevada dediğime bakmayın, bildiğiniz Vegas. Gitmeden önce bölgedeki uçuş okullarını inceleyerek farklı uçaklarla test uçuşu yapabilmek için fırsatları incelemeye çalıştım.

Araştırmalarda en farklı model uçağa sahip Monarch Sky firması ile anlaştım. Firma Vegas merkezine çok yakın yerel ve daha çok özel jetler için kullanılan bir hava alanında faaliyet gösteriyor ve pist oldukça müsait olduğu için hiç beklemeden kalkıp inebiliyorsunuz. Ayrıca hava sahası olarak ticari uçuşların dışında kaldığı için eğitim amaçlı oldukça mantıklı bir seçimdi.

(daha&helliip;)

Kuşlar gibi özgür 1 (Sivil Pilot Deneyimlerim)

Cessna
Cessna

Kişisel olarak pek çok aktivitede yer alsamda daha önceki yazılarımdan da anlayabileceğiniz üzere müzmin bir TEMBEL olduğum için bunları yazmayı beceremiyorum. Fakat bu konu oldukça uzun, disiplinli ve eğlenceli anılar içerdiği için elimden geldiğince paylaşmaya çalışacağım.

Uçmaktan Korkarım normalde;

Öncelikle uzun yıllar ticari uçaklar ile gezsemde türbülanstan rahatsız olur ve içten içe korktuğumu belirtmem gerek. Bu sorunu 4-5 yıl önce sevgili Tolga KABAKÇI’nın bir Almanya uçuşu öncesi Viski iç, iyi geliyor demesi ile kısmen aştım 🙂

2014 yılında bir arkadaşımın gaz vermesi ile PPL (Private Pilot License – Özel Pilot Lisansı) almak için gaza geldik ve araştırmalar yaptık. Fakat uygun okul bulamamak, zaman ayıramamak vs gibi sebeplerden ötürü bu işi uzun bir süredir erteliyordum. Hatta arkadaşımın organize ettiği bir test uçuşuda yaptık, fakat ben arka koltukta seyirci modunda olduğum için pek birşey anladığımı söyleyemem…

(daha&helliip;)

Girişimci için Türkiye’deki en iyi Şehir hangisi?

Girişimciler iş kurmak için hangi şehri tercih etmeli?

Yeni bir iş fikriniz var ya da var olan işinizi büyütmek, yerel bir işletme olmaktan çıkarak önce ulusal bir firma olmak, kim bilir belki de daha sonrasında yurt dışına açılmak gibi düşünceler içindesiniz. Bu aşamada vermeniz gereken önemli kararlardan biri de firmanızı hangi şehirde kuracağınız…

Nüfus yoğunluğu ve çeşitli olanaklar açısından büyük şehirler karar verme aşamasında sizin için de doğru tercih olabilir. Ancak seçim yapmak düşünüldüğünden daha zor olabilir. Çünkü sanayi ve teknoloji anlamında İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya gibi pek çok farklı alanda gelişen birçok büyük şehrimiz var.

Hangi şehirde iş kuracağınıza karar vermeden önce aklınızdaki şehirlerin avantajlarını ve dezavantajlarını öğrenmek son derece önemli. Ben de girişim konusunda benden fikir almak isteyen kişilerle ayaküstü yaptığım sohbetleri yazıya dökerek bu anlamda, ihtiyaç duyan herkese fikir verecek küçük bir kaynak oluşturmak istedim.

(daha&helliip;)

Girişimciler yatırımcılarını nasıl ve ne sıklıkla bilgilendirmeli?

Yatırımcı Bilgilendirme
Yatırımcı Bilgilendirme

Ne zaman bir girişim popüler hale gelse hemen arkasından mutlaka “benim de aklıma gelmişti” yorumlarını duymaya başlarsınız. Bu cümleyi kuran kişiyle, bir girişimciyi ayıran şeyse girişimcinin bu iş fikrini hayata geçirmesi için gerçekten uğraşıp dininmiş olması. Zaten girişimcilik de bu yüzden; “bir ihtiyacı belirleyerek, ona yönelik iş fikri geliştiren ve gerekli çalışmaları yapıp, risk alarak ticari işletme kuran kişi” olarak tanımlanıyor sık sık.

Bu anlamda girişimcilik ruhuyla bir iş fikrini hayata geçirmek ya da var olan bir projeye yeni bir bakış açısı kazandırarak farklı bir boyuta taşımak istiyorsanız öncelikle bir iş planı hazırlayarak yola çıkabilirsiniz. Tüm gereklilikleri yerine getirdikten ve çalışmaları tamamladıktan sonra eğer tek eksiğiniz finansal destekse yapmanız gereken şey; girişiminize yatırım yapacak kişiler aramak.

Girişimci ve yatırımcı ilişkisinin tam da bu noktasında devreye giren yani, yolun henüz başında olan bir iş fikrine yatırım yapan kişiler melek yatırımcı olarak adlandırılıyor. Henüz girişimle ilgili pek çok konunun sadece bir varsayımdan ibaret olduğu ve bu yüzden yüksek oranda risk alan melek yatırımcıların, girişimle ilgili öğrenmek isteyecekleri pek çok detay olması son derece doğal. Girişimci ve yatırımcı arasındaki ilişki bu bilgi alışverişinin düzenli olmasına bağlı olarak güçleniyor.

Peki, bir girişimci ne zaman ve hangi durumlarda yatırımcısını bilgilendirmeli?

(daha&helliip;)

Neden girişimci olmamalısınız?

Eğer yeni ve yoğun bir haftaya başlayacağınızı düşünerek Pazartesi sendromuna Pazar gününden giriyorsanız, alışagelmiş iş hayatı düzeninin insan doğasına aykırı olduğunu hayatınız boyunca

Kimler Girişimci Olmamalı?
Kimler Girişimci Olmamalı?

en az bir kez düşünmüş olabilirsiniz.

Şikayetçi olduğumuz hafta içi belirli saatlerde çalışma düzeni elbette dünya oluştuğundan bu yana böyle değil. İnsanların kentleri doldurmadan önce sadece tarım ve hayvancılıkla uğraştığı dönemlerde sabah 8 akşam 5 düzeninde çalışılmıyordu elbette. Nasıl geçmiş zamanların yaygın düzenleri değiştiyse bugünün şartları da bir gün değişecek. Ancak siz o günü beklemeden kendi işinizin patronu olup bu düzeni kendiniz için değiştirebilirsiniz.

Bugüne kadar neden bir girişimci olmanız gerektiğinden ve başarılı bir girişimci olmak için neler yapmanız gerektiğinden, girişimcilerin temel özelliklerinden birçok kez bahsettim. Peki, kimler girişimci olmamalı?

(daha&helliip;)

2015 yılında kendi işini kurmak isteyenlerin bilmesi gereken trendler

2015'in Girişimcilik Trendleri
2015’in Girişimcilik Trendleri

2014 yılında yaşanan birçok önemli gelişme girişimleri etkiledi ve girişimcilere ilham kaynağı oldu. 2015 yılı da yeni girişimler açısından oldukça hızlı başladı.

Küresel anlamda yaşanan ekonomik çalkantıların da yavaş yavaş durulması kendi işine yönelmek isteyen girişimcilere cesaretlendiriyor. Eğer siz de aklınızdaki iş fikrini hayata geçirmeyi planlayan bir girişimciyseniz 2015’in bu yönden oldukça doğru bir zaman olduğunu söyleyebilirim.

Eğer yeni bir iş üzerinde çalışmaya başladıysanız içinde bulunduğunuz dönemin trendlerini yakından incelemek doğru bir başlangıç yapmak için faydalı olabilir. Peki, 2015 yılında iş dünyasına yön verecek en önemli trendler neler? Kendi gözlemlerim doğrultusunda bu anlamda önemli trendleri 4 başlık altında bir araya getirdim.

(daha&helliip;)

Daha üniversitedeyken nasıl girişimci olunur?

 

Üniversitede Girişimci
Üniversitede Girişimci

Teknoloji ve internetin sağladığı olanaklar ile artık bir iş fikrini hayata geçirebilmek için uzun yıllar çalışarak para ve tecrübe sahibi olmak artık girişimci olmanın bir şartı değil. Bugün pek çok kişi çok düşük sermayelerle fikirlerini bir girişime dönüştürebiliyor, eğer ihtiyacı varsa bu noktadan sonra yatırıma da eskiye göre daha kolay ulaşabiliyor.

Girişimciliğe adım atmanın bu denli kolay hale gelmesi henüz üniversite öğrencisi olan birçok genci kendi işini kurma yolunda planlar yapmaya teşvik ediyor. Dünyadaki başarı hikayelerin verdiği ilhamla birçok genç önce iş hayatına atılıp para ve tecrübe kazanma gereği duymadan güvendikleri fikirleri hayata geçirerek kendi işlerinin patronu olma hayalini kuruyor.

Diğer yandan iş hayatı ve okul arasındaki dengeyi kurarak her ikisinde de başarılı olmak elbette kolay değil. Ancak imkansız da değil… Birçok platformda girişimci ruhu taşıyan gençlerle bir araya gelme fırsatı buluyorum ve sık sık henüz üniversitede okurken nasıl girişimci olabileceklerini soruyorlar. İşte bu konuda önerilerim…

(daha&helliip;)

Büyük Sorumluluk: Datacenter ve Hosting işi

Biraz önce twitter üzerinde bir mesaj ile bu konu aklıma geldi, yıllar önce, önce müşteri daha sonra dostumuz olan bir arkadaşımızın yorumu canlandı gözümde. Yaptığımız işin ne kadar ağır ve zor bir sorumluluk olduğunu belirtmiş ve bize iyi cesaret demişti. O zamanlar pek anlam verememiştim, sonuçta alelade bir iş, sürekli yaptığımız ve içinde yaşadığımız bir durum olduğundan dışardan bir göz ile konuya bakma becerisini kazanamıyorsunuz. Şahsen işe ilk giriştiğim günlerde dahi kullandığım ana slogan: “%100 Sorun yaşamamayı garanti edemeyiz, fakat sorun yaşandığında %100 işin başında ve çözmek için çalıştığımızı garanti edebilirim” idi.

Datacenter Down!
Datacenter Down!

İşin ağır ve ezici sorumluluğunu sizlerle paylaşmak, alınması gereken önlemlerin sonuçlarını biraz olsun sizlerin gözündede canlandırmak istiyorum. Bahsedeceğim senaryoların tamamı ülkemiz şartlarına özel şartlardır. Dünya genelinde bu konuların bazıları daha basit çözümlere sahip olsa da ülkelere göre özel ağır sorumluluklar ve sorunlar söz konusudur. Yazımın devamında paylaşacağım bilgiler bir mühendis veya sektör standartları adına dökümantasyon olmaktan çok tamamen kendi şahsi görüşüm ve deneyimlerime dayanmaktadır.

(daha&helliip;)

İş planı ve Yatırımcı Sunumu olmayan girişim yatırım alabilir mi?

Bu konu hakkında düşünürken detaylı bir iş planı oluşturma ve yatırımcı sunumu örneğini paylaşmanın daha doğru olacağını farkettim, önümüzdeki haftalarda örnekler ile bunu paylaşıyor olacağım.

bp1Girişimcilerin büyük kısmı için şu dünyadaki en önemli şey kendi girişimleri. Çoğu girişimleri ile yatıp, onunla kalkıyor, hatta yeri geliyor bu yüzden sosyal yaşamlarını bir kenara itiyorlar.

Yapmak istedikleri şey; girişimlerini bir an önce hayata geçirmek ve hayallerinin ete kemiğe büründüğünü görmek. Bu sırada işlerin istedikleri seviyeye ulaşması için yatırıma ihtiyaç duyanlar ve bunun için de kendini anlatmak zorunda kalabiliyorlar. (daha&helliip;)

Kendi işinizi kurmak hiç bu kadar kolay olmamıştı – 1

Startup
Startup

İlk başta sadece bir yazı olarak düşündüm, fakat yazdıkça aklıma yeni bölümler ve bu bölümler için yeni fikirler geldikçe konuyu yazı dizisi şeklinde paylaşmayı doğru buldum. Seriye “Kendi işinizi kurmak hiç bu kadar kolay olmamıştı!” adını vererek başlamak istiyorum. Öncelikle genel konudan bahsedeceğim, bir sonraki yazıda şirketleşme nasıl olmalı veya olmalı mı ile devam edip, sonrasındaki ürünleştirme, tanıtım, müşteri ilişkileri, pazarlama, reklam, iş takibi konularına değinmeye çalışacağım. Ben yazarken ve kafamda düşünürken büyük keyif aldım, umarım sizinlede aynı keyfi paylaşıyor olurum.

Başarılı olacağını düşündüğünüz bir işi hayata geçirmek yani girişimcilik günümüzde hiç olmadığı kadar kolaylaştı. Eğer fikrinize gerçekten güveniyorsanız ve yeterli motivasyona sahipseniz artık büyük sermayelere sahip olmadan da başarılı olacak bir işin ilk adımlarını atabilirsiniz.

Bu konuda özellikle internetin sunduğu fırsatlar girişimcilerin işini kolaylaştırıyor. İster bir internet girişimi olsun isterse geleneksel yönteme ilişkin bir iş fikri, girişiminizin başarısını destekleyecek pazarlama faaliyetleri için dijital platformların sunduğu avantajlardan yararlanmanız gerekiyor.

Girişimcilere, düşük maliyetli ya da ücretsiz pazarlama ve dünya çapında potansiyel müşterilere ulaşma konusunda önemli avantajlar sağlayan internet, “kendi işinin patronu olma” hayalini gerçeğe dönüştürmeyi kolaylaştırıyor.

(daha&helliip;)

Drone’lar yasaların da üzerinde mi uçuyor?

Tarih boyunca insanların hayali oldu uçabilmek. Kanat takıp Galata’dan Üsküdar’a geçen Hezarfen bu konuda tarihteki en iddialı ve hırslı kişilerden biriydi. Ondan yaklaşık 3 yüz yıl sonra Wright kardeşler ilk insanlı uçuşu makinelerin yardımıyla gerçekleştirdiler. Bugün, artık insanların atmosferin dışına bile rahatlıkla çıkabildikleri günümüzde en az o zamanlar ki kadar heyecan verici bir yenilik yaşanıyor: insansız hava araçları, yani drone’lar…

Drone denince akla gelen
Drone denince akla gelen

İlk bakışta oyunca gibi görünse de drone’lar başta savunma sanayii olmak üzere, hayatımızın pek çok alanında kendine yer bulmaya başladı bile. İşin ticari boyutunda da drone’ların sunduğu potansiyeli erken dönemde keşfedenlerin başında Amazon geliyor. E-ticarette günümüzdeki en önemli sorun olun teslimat zamanlarını hızlandırmak için drone’lara başvuran Amazon bu konuda öncülerden ama tek değil. Pek çok başka firma drone’ları işlerini geliştirmek için denemeye, en azından planlarına dahil etmeye başladı bile… (daha&helliip;)

Yeni nesil girişimler: Ofis yok, yönetici yok, mesai saati yok

Teknolojinin iş yapış şekillerini değiştirmesi, çalışma ortamına ilişkin standartların da gözden geçirilmesini ve yeniden düzenlenmesini sağlıyor. Çalışma ortamı denildiğinde akla gelen tüm standartlar yavaş yavaş değişmeye başladı. Özellikle Apple, Google, Yahoo gibi teknoloji firmalarının öncülük ettiği yeni iş yapış şekilleri bu firmaların izlerini takip ederek sektöre yeni adım atan girişimlere de ilham kaynağı oluyor.

Artık tasarımcılar, bilişim ve yazılım mühendisleriyle dolu kadroların yönetilmesi ve iş planlarının yapılması, eskiden olduğu gibi sektör ve iş hakkında hiçbir şey bilmeyen ama yöneticilik tecrübesine sahip kişilerin eline bırakılmıyor. Hatta bu kişilerin sadece raporlama yapabilmek için belirli bir yöneticiye bağlı olması bile gerekmiyor. Sık sık toplantılara katılması, sabah 08.00 akşam 17.00 saatleri arasında aynı masada oturarak çalışması gibi yaratıcılığı ve iş motivasyonunu düşüren alışkanlıklar da artık yeni girişimlerin çalışma rutinleri arasında değil.

(daha&helliip;)

İş yerinde verilen internet molaları verimliliği artırıyor

Eğer patronunuz mesai saatlerinde sizi Facebook’ta ya da YouTube’da yakalayıp, fırçalıyorsa ona sunabileceğiniz çok etkili bir araştırma sonucu var: İş yerinde verilen molalarda internette sörf yapmak verimliliği yüzde 9 artırıyor! Ama lütfen kendisine mazeret veya savunma olarak benim yazımı göstermeyin…

İş saatlerinde özel nedenlerle internette ve sosyal ağlarda gezinmek “Cyberloafing” terimiyle adlandırılıyor. Sosyal ağların işlerine olan katkısının farkında olan birçok şirket çalışanların erişimine herhangi bir kısıtlama getirmiyor. Ancak elbette tüm şirketler bu konuda aynı fikirde değil.

Melbourne Universitesi’nden Dr.Brent Coker’ın yaptığı araştırmaya göre işe ara verilen zaman diliminde internette dolaşmak çalışanların performansını artırıyor. Coker’ı bu araştırma için ilhamını kız kardeşinin çalıştığı şirkette YouTube’un yasaklı olmasından alıyor.

Araştırma sırasında, çalışanlar işe ara verdikleri zamanda yaptıkları temel alınarak farklı gruba ayrılıyor;

1. 5 dakika boyunca Facebook’ta zaman geçirenler

2. İnternet molası (Farklı siteler arasında gezinmek)

3. Yerinden ayrılmadan hiçbir şeyle ilgilenmeyenler

4. Mola vermeyenler

Araştırma sonucunda Facebook molası verenlerin diğerlerine göre işlerine odaklanma konusunda daha başarılı olduğu gözlemleniyor. Bu araştırmayı destekleyen farklı bir anket çalışmasında da internette sörf arası veren genç çalışanların, mola sonrasında dikkatlerini işlerine daha kolay verdiklerini gösteriyor.

Aslında bu araştırma ülkemizdeki birçok şirketi de yakından ilgilendiriyor. Özellikle kurumsal şirketlerde, çalışanların sosyal ağlara ve birçok siteye girişine izin vermeyen server (sunucu) engelleri son derece yaygın. Artık her türlü pazarlama, satış, araştırma, müşteri hizmetleri gibi faaliyetlerin sosyal ağlardan yürütüldüğü günümüzde bu tür engellerin anlamsız olduğu hatta çalışan motivasyonunu olumsuz etkilediğini fark etmek gerekiyor. Bu araştırma da bu farkındalığı oluşturmak açısından önem taşıyor.

 

Veri merkezleri felaketlere karşı ne kadar güvenilir?

Veri merkezleri sel, kasırga, deprem gibi doğal felaketlere karşı nasıl korunuyor. İşte Amerika’dan örneklerle veri merkezlerinin önlem mekanizmaları…

Veri merkezleri doğal felaketlere karşı nasıl korunuyor?

Veri merkezleri (data center) herhangi bir doğal afet durumunda zarar görmemek için çok büyük yatırımlar yapıyor. Deprem, sel gibi elverişsiz iklim koşullarından ve doğal felaketlerden etkilenmemek için yapılan bu yatırımlar ilk bakışta küçük ihtimaller üzerine yapılanan, fazla korumacı bir yaklaşım gibi görünse de bu çapta bir felaketin ne zaman meydana geleceğini ve hasarın ne olacağını kestirmek mümkün değil.

(daha&helliip;)

Drone’ların bilinçsiz kullanımı felakete yol açabilir

Sizinle daha önce, son yıllarda hobi olarak yakından ilgilendiğim Drone’larla ilgili bazı bilgiler paylaşmıştım. Hem aktif olarak bu hobimle ilgilenmeye devam ediyorum, hem de sektörün gelişmelerini yakından takip etmeye çalışıyorum.

Birçok farklı alanda çeşitli amaçlarla kullanılan bu hava araçlarıyla ilgili son günlerde bazı olumsuz haberler gündeme geliyor. ABD Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı Federal Havacılık Kurulu (FAA) yayınladığı raporda, drone’lara ilişkin 2014 yılında pilotlar ve hava trafik kontrolörleri tarafından bildirilen 175 olay olduğunu belirtiyor. Bu 175 olayın 25’inde drone’ların uçak ya da helikopterlere çarpmasının son anda engellendiği vurgulanıyor.

(daha&helliip;)