Skip to main content

Veri Merkezi Yönetenlerin Baş Etmesi Gereken Zorluklar

Datacenter Zorlukları
Datacenter Zorlukları

Binlerce, belki on binlerce kişinin, firmanın tüm data’larının sorumluluğunu taşımak az bir iş değil. Dışarıdan baktığınızda belki özünde sadece sıfır ve birlerden oluşuyor gibi görünse de o veriler bir şirketin tüm varlığını oluşturuyor olabilir. Bu sorumluluğun ağırlığını sırtında taşırken, bir veri merkezi yöneticisi aynı zamanda karlı bir iş kurmak ve sürdürmek zorunda. Yeni teknolojiler hızla gelişirken çağın gerisinde kalmamak, işlevini yitirmiş donanımları hızla değiştirmek, bu sırada sürekli olarak da uptime’ı en üst düzeyde tutmak şart. İşte bir veri merkezi yöneticisinin 7/24 baş etmesi gereken zorluklar…

Enerji verimliliği
Eğer daha önce bu işi yapmadıysanız bir veri merkezinin ne kadar enerji tüketebileceğini hayal etmeniz kolay değil. Sadecehosting zamanında tek bir veri merkezinde bir kasabanın ortalama elektrik harcamasına denk bir enerji tüketimimiz olduğunu anlatıyordum. Tabi ki veri merkezinin çapına göre bu tüketim oranı değişebilir ama en ufağından en büyüğüne kadar enerji verimliliğini sağlamadan ne yüksek performans, ne de karlılık bu işte mümkün değil.
Sunucuların çalışmasından soğutmaya kadar enerji tüketen pek çok bileşene sahip olan veri merkezlerinde düzenli olarak enerji tüketimini gözlemlemek ve mümkün olan her an verimliliği artıracak önlemler almaya çalışmak işin ciddi bir kısmını oluşturuyor.

Kapasite planlaması
Ticari uçaklar için yerde kaldıkları her dakika zarar yazar. Veri merkezlerinde de atanmamış her sunucu alanı için durum çok farklı değil. Sunucular mümkün olduğu kadar aktif ve kullanıcıların hizmetine sunulmuş olduğu oranda işlevsel oluyor. Kullanılmayan her alan, özellikle de aktif durumdaki bir sunucudaysa boşa harcadığı enerji ve fiziksel yıpranmaya neden oluyor.
Üstelik kapasite planlamasını sadece sunuculardaki kullanılmayan alanla sınırlı kabul etmek de doğru değil. Bir veri merkezinin tüm fiziksel alanını en verimli şekilde kullanmak da kapasite planlamasının bir parçası.
Aynı anda hem boşa harcanan kaynak olmaması, hem de her an büyümeye hazır bir durumda olması kapasite planlamasını da asla sonu gelmeyen zorlu (ama aslında bir o kadar da eğlenceli) bir konu haline getiriyor.

Uptime
Nerede bir veri merkezi varsa orada uptime’a kafa yoran çok sayıda insan var demektir. Pek çok müşteri için bir kaç saniye belki kabul edilebilir bir downtime olabilir ama bunun çok az üzerine çıkan sorunlar ciddi sıkıntılara neden olabilir.
Sistemlerin mümkün olan en yüksek uptime’a ulaşması daima en doğru donanımlar kullanılması, en uygun çevresel koşulların sağlanması, en sağlıklı tedarikçilerle çalışılması, düzenli ve sistematik yedekleme ve tabi ki tüm bunların bir arada uyum içinde yürüdüğünden emin olabilmek için her şeyin gerçek zamanlı olarak takip edilmesi ile mümkün olabiliyor.

Sistem izleme
Yukarıda sayılanlar hepsi aslında sistemlerin en doğru şekilde izlenmesi ve bu işin gerçek zamanlı olarak, kesintisiz olarak sürdürülmesiyle mümkün olabiliyor. Veri merkezlerinin farklı detaylarını düzenli olarak takip etmek ve gerekli olduğu an, hiç vakit kaybetmeden bunlara reaksiyon verebilmek işin önemli parçalarından biri.
Aslında gerektiği an olası sorun ve ihtiyaçları tespit etmekle de iş bitmiyor. Bunun bir adım ötesinde sistemlerin proaktif olarak izlenerek, herhangi bir sorun henüz ortaya çıkmadan, bunu işaret eden detayların tam zamanında tespit edilerek olası sorunların daha ortaya çıkmadan giderilmesi de bu detaylı ve hassas işi yapabilmenin zorunluluklarından biri.
Benim de yıllar boyunca son derece aktif bir şekilde içinde yer aldığım data center konusu işte bu detaylar yüzünden zor ve aslında yine bu detaylar nedeniyle son derece keyifli ve tatmin edici bir iş…